Parmak uçlarımın teninde gezindiği an, tüm gerginlik bir anda çözülüyor; sıcak nefesim boynunda dolaşırken kasların istemsizce kasılıyor, sonra yavaş yavaş gevşüyor.
Cumhuriyet Meydanı’ndan Lara’ya uzanan yol boyunca, ellerim senin omzunda, bazen daha aşağıda, bazen daha yukarıda, her seferinde biraz daha istekli. Işıklar Caddesi’nin gece ışıkları altında, dudaklarım kulağına yaklaşıp “şu an ne istiyorsun?” diye fısıldıyor. Akdeniz Üniversitesi’nin sessiz sokaklarından Düden Şelalesi’nin uğultusuna kadar her durakta aynı ritim: senin teslim oluşun, benim yönlendirmem.
Antalya Otogarı’na varmadan önce, sen artık sadece izleyen değil, itaat eden olacaksın; gerisi benim elimde.
